Keskin Bıçak

Züleyha'nın Yusuf'a olan aşkı.. Tutku ve sevgi ile önüne geçilemeyen derin duygular. Keskin bir bıçak gibidir aşk. Aileleri eşleri bir arada tutan özdür.

Ailem köşesi, zehirliok ile yayın hayatına başlamış keskin bıçak sayfamızın devamıdır.

Bu bölüm, 2 Temmuz 2006 tarihinde yayın hayatına başlamıştır. Bugün aciz.net altında yayına devam etmektedir.



Anneme Babama Mektup Ben Gencim

Ben gencim, bana bir şeyler oluyor. Boyum büyüyor, gelişiyorum, boyumun büyüdüğü tepeden bakınca her şey değişik görünüyor. Kabıma sığmamaya başladım. Duygularım boyumdan da hızlı büyüyor, dur durak bilmeden koşuyor ve daldan dala konuyor.“Babam annem çok cahil, kimse bir şey bilmiyor ve ben aslında çok şey biliyorum oysa kimse beni dinlemiyor ve anlamıyor” gibi geliyor bana. Ben gencim, evet kabıma sığamıyorum, kendime yeni bir duruş, yeni bir tarz oluşturma ihtiyacındayım. Evde duramıyorum. Arkadaşlarım benim her şeyimmiş gibi geliyor. Onlarla gece gündüz otursam, konuşsak, hayal kursak, çocuklar gibi koşup zıplasak ve kimse bana karışmasa istiyorum. “Boyun büyüdü, koca adam oldun” diyorlar bana, oysa içimdeki çocuk hâlâ at koşturuyor.



Okul Ailede Başlar

Çocuğun temel eğitim kurumu ailedir. Yeni anlayışa göre çocuğun eğitimi ana rahminde başlar, doğumdan sonra devam eder. Kişiliği, altı yaşına kadar, aileden aldığı eğitimin kalitesine ve şekline uygun olarak yüzde seksen tamamlanmış olur. Bir çocuk okula başladığında ya güvenli veya güvensiz, ya bağımlı veya bağımsız, ya sorumlu veya sorumsuz bir kişilik kazanmış olacaktır. Ailede eksik kalan ve yanlış verilen eğitimin okulda düzeltilmesi çok zordur. Onun için diyoruz ki: “Okul ailede başlar.”




Nasıl Bir Anne - Babasınız? (1)

Ailede, anne baba ile çocuk arasındaki iletişim ve anne babanın disiplin anlayışı, çocuğun eğitiminde önemli bir yer tutar. Anne babanın çocuklarıyla arasındaki ilişkilerine ve disiplin anlayışına göre, aileler, değişik şekillerde sınıflandırılmıştır.




Genel olarak aile ortamını sağlıklı ve sağlıksız olarak ayırabiliriz. Sağlıklı ailede bireyler, doğru bildiklerini söylemekte ısrar edebilir ve gerçekçi olmaya özen gösterir; kendi düşünce, duygu ve davranışlarından kendilerini sorumlu tutarlar. Sağlıksız ailede ise, bireyler dıştan denetimli kişiler olarak yetişir.




Kendimizi Çocuğumuza Nasıl Tanıtıyoruz?

Yeni doğmuş bebekler ağlarken "anne" dermiş gibi gelir etrafındakilere çoğu zaman. Belki de o çaresiz ve aciz çığlıklarda gizli "anne" lafzını duymak için hazır olduğundan kulaklar ve kalpler. İlk kelimeler de dört gözle beklenen baba ya da anne olur genellikle. Yavrularımızın bizlere ilk hitâbı ne heyecan vericidir! Dünyaya gözlerini açmalarından itibaren yaşanılan en özel anlardan biri, çocuklarımızın bizi zikredişleri. Anne- baba olduğumuzun ilk sözlü tasdiki, onların minik dudaklarından dökülenlerle. Anne ve baba oluş... Hem büyük bir ikrâm, hem büyük bir sorumluluk.




İslam'da Ailenin Önemi


Aile, anne baba ve çocuklardan oluşan en küçük toplum birimidir. Bu bakımdan aile toplumun temel taşı sayılmıştır. İlk toplumlardan günümüze kadar, bütün toplumlarda aile vardır. İnsanları diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden biri, insanların aile düzeni içinde yaşamalarıdır. Anne baba ve çocukların yanında nine, dede, amca, hala, dayı ve teyzeler de aileden sayılır.



Çocuk Eğitiminde NİMETE SAYGI




AİLE eğitimi sırasında çocuk, anne babanın sözlerinden çok davranışlarından etkilenir. Onları taklit ederek sosyal davranışlar kazanır. Anne baba çocuğa ahlâki davranışlar kazandırmak için her gün pek çok şey söyler, nasihatler eder. Eğer anne baba bu sözleri ve nasihatleri günlük hayatında yaşamıyorsa, çocuğun öğrendikleri bilgi düzeyinden öteye geçmez. Çocuklar aile büyüklerinden ve öğretmenlerinden birçok şeyler duyarlar, ancak bunlardan pek azı çocuklarda tutum ve davranış değişikliğine yol açabilir. Çocuk sevgi, saygı, şefkât, yardımlaşma, işbirliği, dürüstlük, çalışkanlık, başkalarının haklarına saygı gibi sosyal ve ahlaki davranışları, okulda verilen teorik bilgilerle değil, ailede görerek ve yaşayarak kazanır.

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz

* Kitaplar araştırıyorum satın alıyorum ve okuyorum\n* Çocuk bakımı ile ilgili tv programları gördüğümde kaçırmıyorum\n* Uzmanlardan birebir destek alıyorum\n* Vaktim oldukça internette araştırma yapıyorum\n* İnternette çocuk bakımı içerikli sitelere üyeyim ve deneyimlerimi yeni anneler için paylaşmaya özel gösteriyorum\n* Ne yazıkki yeterli araştırma yapamıyorum. Çevremden gördüğüm ve duyduklarım ile yetiniyorum\n* \n* \n* \n* \n

İyi Bir Aile Nasıl Olur?

Şunu unutmayınız ki, sağlam bir aile, şu dört ayak üzerinde kurulan kutsal bir müessesedir. Bunlar: 1-Sevgi, 2-Güven, 3-Fedakarlık, 4- Hoşgörüdür.

Bunlardan bir tanesinin sarsılması, aile sarsıntısına yol açar. Bunun için birbirinizi Allah rızası için (O'nun rızasını kazanma ümidi ile) seviniz, birbirinize güveniniz…

Birbirinizin kusurunu araştırmayınız. Sonra aranızdaki sevgi ve saygıyı sarsarsınız. Resulullah "Koca zevcesini su-i zanna mevzu ederek ona baskı yapmasın, hanımını gizli teftiş etmesin" buyuruyor…

Üstün Zekalı Çocuklar İçin Ailelere Öneriler

Ana ve baba olarak, üstün zekalı çocuğa yapabileceğiniz en büyük yardım üstün zekalı çocuğun diğerlerinden farklı olmadığını kabul etmek olacaktır. Yalnız onlar çeşitli yönlerden daha şanslıdırlar.

Üstün zekalı çocuklarda diğer çocuklara benzediklerinden nasıl diğer çocukların oynamalarına, üst başlarını kirletmelerine, açgözlü yeme ve eğlenmelerine izin veriliyor, bunları hoş görüyorsak, aynı şeylere üstün zekalılar içinde hoş görmemiz gerekir. Yaşından ileri zeka düzeyinde diye 1-2 yaş büyüğünün davranışlarını beklemek doğru olmayacaktır.

Annem Evden Gidince

Geniş aile küçülüp “çekirdek” oluverdi. O çekirdek düştüğü toprakta bir daha yeşermedi. Ne yitip kayboldu, ne de bir daha eski haline dönebildi. Geniş avluların yerini insanın bedeninden çok, ruhunu sıkan balkonlar aldı. Çocuklar oyunlarını uzak köy yerlerinde unuttu. Çiçek, ağaç, kuş türleri artık lügatlerden öğrenilir oldu.

Huzurun yirmi dört saat nabzının vurduğu günler çok uzaklarda kaldı. Gül ve karanfil kokulu bahçeleri dikenler ve ısırganlar doldurdu. Güneş sıcak aydınlığını yıldızların ötesine taşıdı. Gidiş ve dönüş izlerinin patikalardaki derinliği yıllar içinde kayboldu. Ayrık otlarının kapattığı yollar geçit vermiyor yolcularına. Gönülden gönüle kurulan köprüler berhava olduğu gibi, bir selam için kalkan eller de iki yanda taş kesildi.

Toprağa bastıkça ayaklar ve bir de gökyüzüne uzandıkça bakışlar, en derinden hissederek soluklardı hayatı. Tarla kuşlarının yorgun yüzlere armağan ötüşleri, alınlardan silip alırdı toprağa düşenlerden arta kalan terleri. Eşikte bekleyenler, beklenene bir karanfil kokusuyla uçardı da kapılardan, pencerelerden yıldızlar dolardı. Rüyalarında bile huzurun kalbine dokunurdu sabaha kadar rüzgârın saçlarını okşadığı kiremitler altında mütebbessim yüzleriyle uykuya dalanlar. Dolunay yüzlü çocuklara en güzel ninniyi, açık kalan bir pencerenin kanadındaki paslı menteşe ya da gecenin karanlığında sevdalı bir salınışla gecenin hüznüne eğilen ağaçlar söylerdi.

Oyuncaklar neden bu kadar önemli?

Zaman zaman anne babalar için gereksiz görünebilen bu oyuncakların herbirinin çocuk gelişiminde ayrı bir yeri ve önemi var…

Çıngıraklar, bez bebekler, uzaktan kumandalı arabalar; çocuğunuzun oynadığı tüm oyuncaklar onun meslek seçimini dahi etkileyebilir. Dolayısıyla çocuklar için oyuncak seçimi oldukça önemli bir konudur. Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Abdurrahman Yıldırım, oyuncakların çocuk gelişimindeki önemini ve dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.

Oyuncak, çocukta merak uyandırmalı, kasları çalıştırmalı, girişimciliği ve hayal gücünü arttırmalı. Daha da önemlisi çocuğu problem çözmeye yönlendirmelidir. Bu nedenle çocuk için en iyi oyuncak tekrar tekrar oynamak istediği ve her defasında daha fazla haz aldığı oyuncaktır. Evde bulunan kaplar, makaralar, hamurların tümü çocuğa istediği gibi şekillendireceği bir oyun ortamı sağlar. Oyun çocuğa yaşam deneyimi sağlayarak, kendini farklı durumlara uyarlamasına da yardımcı olur.

Birlikte ibadet etmek aileyi güçlendirir

Eşler arasındaki ortak alanları artırmak, yeni paylaşım anları oluşturmak evlilikte bağlılığı ve muhabbeti pekiştiren önemli etkenlerden. Karı-kocanın ortak beğeni sahibi olması, hayata aynı gözle bakabilmesi, uyumlu olabilmesi bu anlamda çok önemli. Ne var ki hiçbir çiftin bire bir aynı şeylerden hoşlanması, her zaman birlikte aynı faaliyetleri yapması mümkün değil. Fakat güzel bir kulluk içinde, ibadetlerle süslenmiş bir yaşamı kendilerine gaye edinen çiftler son derece hayırlı bir noktada birleşiyor. Dünya ve ahiret kazancı adına belki de en üstün güzelliklere böylece ulaşmış oluyor.

İki dünya saadetine ulaşma hedefi ile kurulan evliliklerde eşler birbirlerine her konuda destek vermeye çalışırlar. Dünya işlerinde olduğu gibi ahiret sermayesi olan ibadetler konusunda da birbirinin destekçisi olan karı-koca mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir evliliği daha çabuk elde etme fırsatına sahip olur. Zira ibadetlerdeki ruhu ve kalbi besleyici manevi güç, insan tabiatındaki kötü huyları törpüler. Kötülüğe sevk eden nefis ve şeytana karşı panzehir, Allah’a yakınlaştırıcı bir güç olur.

Bebeklerin emerken çıkardığı sesin mahiyeti

Uluslararası sertifikalı emzirme danışmanı, 'Sütünüzü Nasıl Artırabilirsiniz?' adlı annelere verimli emzirme konusunda referans olan kitabın yazarı ABD'li Lisa Marasco, bebek emzirme konusunda önemli ipuçları veriyor.

Bebek sağlığıyla ilgili uzmanlara, ebelere ve hemşirelere de emzirmenin inceliklerini ve başarılı emzirmenin püf noktalarını anlatan Lisa Marasco, "Eğer bebek çok fazla cuk cuk sesi çıkartıyorsa bu iyi değil, bu bebeğin annesinin memesini iyi ememediğini gösteriyor. Ayrıca memelerin kocaman olması da annenin sütünün bol olduğunu göstermiyor" diyor.

Marasco, bazen bebeklerin damaklarındaki gizli yarıklardan ya da dil kökü bağlarından kaynaklanan sorunlarla memeyi iyi kavrayamadıklarını, bu durumun da çok fazla çıkartılan 'cuk cuk' sesleri arasında kaybolduğunu anlatıyor.

- Annenin gençlik döneminden itibaren obezite sorunu varsa, bu durum süt üretimini olumsuz etkiliyor.

Hamile kalmayı neler zorlaştırıyor?

Stres, düşük yapmış olmak, psikolojik sıkıntılar hamile kalmayı zorlaştırıyor. Uzmantv'ye konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tülin Gürel Kocatepe hamile kalamama nedenlerini anlatıyor:

Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?
Anne adayının aşırı kilolu olması, adetlerinde düzensizlik olması, aşırı uzun veya ağrılı adetler görmesi, sivilce problemi, saç dökülmesi, adet düzensizliği gibi problemleri olması, diyabet hipertansiyon hastası olması, kalp damar sistemi hastalıkları taşıması veya lupus dediğimiz sistemik kollajen doku hastalıklarına sahip olması hamile kalmayı zorlaştıran faktörler arasındadır.

Erken tanı tedaviyi kolaylaştırır
Bu konuda tereddüdü olan ya da kullandığı ilaçların sakıncaları olabileceğini düşünen anne adaylarının bir an önce hekime başvurarak jinekolojik kontrollerinin yaptırması gerçekten çok önemli.

Modern Aile

Geleneksel aile yapımız iki eksene oturmuştu: Yaşlılar ve ço­cuklar...

Toplumda hem yaşlıların, hem de çocukların önceliği vardı...

Çocukların önceliği sevgi merkezli, yaşlılarınki saygı merkez­liydi...

Geleneksel değerlerimizden kopuş süreci içinde çocuk ve yaş­lı eksenli aile yapısından da koptuk...

Televizyon eksenli, para merkezli bir aile yapısına geldik!

Tabiatiyle ailelerimiz yaşlıların tecrübelerinden de, denetim­lerinden de uzaklaştı...

Bundan da başta çocuklarımız olmak üzere, herkes derece de­rece etkilendi.