Çocuklar ve Biz
7 TEMMUZ 2000 tarihli gazetelerde şöyle bir haber vardı: ingiltere Başbakanı Tony Blair "Baba olmak, başbakanlıktan zormuş." dedi. Tony Blair, bu sözü, körkütük sarhoş olup polisle tartışan 16 yaşındaki oğlu sebebiyle söylüyordu.
Bir kış ortası, iki genç kadın ilk çocuklarım doğuruyor. Saatlerce süren yorgunluktan sonra biri, sevinçle "Zor kısmı bitti!" diyor. On yaş büyük doktoru, gülerek "Hayır!" diye cevap veriyor: "Henüz yeni başlıyor."
Kitap piyasasında çocukla ilgili olanları "çok satanlar" grubuna girememektedir. Dedikodu kitapları ve politik olanları baskı üstüne baskı yaparlar. Maalesef insanlar, kendi çocuklarının temiz yüreğinden çok, başkalarının kirli yüzleriyle ilgilenmektedirler. Siz, hiç 900'lü telefonlarla, ana babaların çocuklarını nasıl terbiye edeceklerine dair reklâm verildiğini duydunuz mu? Devletler, sosyal kurumlar ve ana babalar, bu konuyu gerektiği gibi ciddiye almamaktadır. Meslekten de Öte, bir sanat olan ana babalığa, gençler, hazırlıksız yakalanmaktadırlar.
Kiloda hafif, manevî değeri çok büyük olan yavruyu hediye eden Yüce Yaratıcı, gerekli ikazı yapmaktadır: "Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız, birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat, Allah'ın katandadır/'(1 Enfal Suresi: (8) 28.)
"Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..."( Tahrim Suresi: (66) 6) mealindeki ayeti, Hz. Ali "Çoluk çocuğunuzu terbiye edin, onlara ilim öğretin." tarzında tefsir etmiştir.
"... Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın..."( Bakara Suresi: (2) 223.Prof. Dr. ibrahim Canan, Ku^an'da Çocuk (istanbul: Cihan Yayınları, 1984.), s. 53.) ayetinin öncesini göz önüne alan bir kısım âlimler, önden gönderilmesi gerekenin "çocuk" olduğunu ifade etmişlerdir.( 4 Prof. Dr. İbrahim Canan, Kur'an'da Çocuk (İstanbul: Cihan Yayınları, 1984.), s.53.)
Kendimize soralım; çocuklar konusunda ne kadar bilgiye sahibiz? Bazı ana babalar, uyguladıkları ve kendilerince sonuç aldıklarını zannettikleri tutumlarıyla övünürler. Halbuki, uzun vadede o tutumların ne getireceği belli değildir.
Doğup büyüyen veya yerden biten her şeyin, önemli bir özelliği vardır: Bunlar, küçük ve körpe oldukları zaman çok kolay eğilip bükülürler ve istenilen şekli alırlar. Kurulaşmış ve katılaşmış balmumu, bükülmek veya yapıştırılmak istenirse kırılır. Körpe bir fidan, toprağa dikilebilir, budanabilir ve istenilen yönlere doğru eğilip bükülebilir. Ağaçtan yay yapmak isteyen bir kimse, yeşil, körpe ve düz bir ağaç dalı seçmelidir. Sertleşip kalınlaşmış, kurumuş ve budaklı bir ağaç dalı, yay olmaya elverişli değildir.
Devlet hizmetlerinde, iş yerlerinde, gönüllü kuruluşlarda, kısacası müşterek çalışılan yerlerde insanlarımızın "değişmez tavırları"na, hep şahit oluruz. Charlie Beacham "Yirmi bir yaşını geçmiş bir adamın alışkanlıklarını, davranış biçimini değiştiremezsiniz." der. "Değiştirdiğini sanırsın, oysa benlik inancı, içinde kalır. Hiçbir yetişkin, kendini değiştirmeye çalışacak kadar alçak gönüllü değildir."
Çocuk, altı yaşına geldiğinde, kişiliğinin temel yapısı oluşmuş durumdadır ve onun ne tip bir insan olacağım, büyüdüğü zaman başarılı olup olmayacağını, büyük ölçüde belirleyen durum, çocuğun altı yaşındaki kişilik yapısıdır.
Daha çocuğun yürümeye başlamasına kadar geçen bebeklik döneminde, hayat konusundaki temel görüşü oluşur. Çocuk, bu dönemde ya temel bir güven ve mutluluk ya da güvensizlik ve mutsuzluk duymaya başlar. Küçükleri, faziletli huylar sahibi yapmaya çalışmanın önemi küçümsenemez. Bu huylar, ağaç kabuğuna kazılan harfler gibi yaşlandıkça büyür ve genişler. Başlangıç, sonunu da beraber getirir. Hayat yolunda ilk hareket, gidilecek istikameti ve seyahatin sonunu tayin eder. Çocuk, kucağımızdayken eğitimini sürdürmeliyiz. Çünkü çocuklar, çok kısa sürede başka kucaklarda hoplamaya başlıyorlar. Kalıpları bizim yanımızda da olsa kalpleri dolaşıyor, bizim olmaktan çıkıyorlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in "Her çocuk, İslâm fıtratı üzerine doğar. Onu, ana babası, Yahudi, Hıristiyan, Mecusî (hatta müşrik) yapar..."( 5 Buharî, Cenaiz 80.) hadisi, çocuğun gerçek kimliğini kazanmasında kimin rolü olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Hızlı değişimlerle dolu zamanımızda, ana babanın, kendine düşen rolü kavraması ve yerine getirmesi gittikçe güçleşmekte ve giriftleşmektedir. Çünkü, çocuklarını kendilerinkine benzer bir olgunluk dönemine hazırlayıp hazırlamayacakları bile şüphede. Toplumda ne gibi değişikliklerin gelişeceği bilinememektedir. Bizim çocukluğumuzla şimdiki çocukların şartları ne kadar farklı. Artık gelişme ve değişmelere, yetişemez olduk.
Çocuğun, her yaştaki psikolojisi değişiktir. Buna, bir de hızlı gelişme ve değişmelerin yükü eklenmektedir. Çocuklar ve gençler, potansiyel tehlikelerin tehdidi altındadırlar. Belki de abartılı gelebilecek şekilde iddia ediyorum ki ana babalar, bu çağda "çocuk psikologu" olma durumundadırlar.
Her yaşın eğitimi farklı olacaktır. Söz gelimi, çocuğun iki yaşı ile beş veya on beş yaşı arasındaki psikolojik farkı bilmeyen ana babalar, çocuklarını nasıl yetiştireceklerdir? Otuz yıl önceki "ergenlik çağı"nı atlatmak ile şimdikine aynı diyebilir miyiz? Ya on yıl sonra nasıl olacaktır? Medyanın erotik serpintilerinin uçuştuğu, "bilgi patlamalarının gümbürtüsünün sık sık duyulduğu "dünya köyümüzde" hangi tür "ilgi"yle çocuklarımızın ayakta kalmasını sağlayabileceğiz?
Ama karamsarlığa hiç gerek yok. Yalnız, sabır göstermeden, sebatla araştırmalar yapmadan, sevgiyle bilgiyi birleştirmeden iyi birer ana baba olmamız mümkün görünmüyor.
Her yaşın psikolojik ve biyolojik özelliklerini bilen ana babalar ve eğitimciler, çocuklara, daha fazla "büyüklük" edebilirler. Çünkü "Dert bilinirse devası asan olur." Yani tedavi kolaylaşır. Yanlış teşhis, yanlış tedavi demektir. Ana babalar, çocuğun zayıf noktalarım vaktinde görüp kuvvetlendirseler, o taze varlığa, en büyük hizmeti yapmış ve onu, hayatı boyunca, çok tehlikelerden kurtarmış olurlar. Her işte olduğu gibi, çocuk yetiştirmekte de başlangıç önemlidir. Ana babalar, başlangıçta hata yapmamaya gayret etmelidirler.
Burada önemli olan, ana babanın, ciddî ve samimî olarak çocuğun terbiyesine eğilmesidir. Maalesef bazan esnaf için şeker çuvalı, fabrikatör için makinelerin dişlileri, bürokrat için makamı, çocuğundan daha önemlidir. Annenin mutfak yorgunluğu, babanın iş hırçınlığı arasında çocuk, sanki bir baş ağrısıdır. "Şimdi vaktim yok; ilerde ilgilenirim." diyen ana babalar, büyük hata işliyorlar. Bugün çocuk, kendiliğinden gelip boynunuza sarıldığında ilgilenmezseniz, yarın arkasından koşarsınız, ama yetişemezsiniz. Çocuğun sırtını giydirmek, karnını doyurmak, ana baba için çoğu defa yeterli gelmektedir. Bu durumda, Salzman, şu sözüyle haklı oluyor galiba: "Çocuktaki her hatanın müsebbibi, muhakkak ki ya ana ya baba, yahut her ikisidir."
Çoğu zaman insanlar, sevabı evlerinin dışında ararlar. Halbuki bir kişinin çocuklarıyla meşgul olması, onlara zaman ayırması, sevap yönünden büyük değer ifade eder. Peygamberimizin bu hususta hadisleri vardır:
"Kişinin çocuğunu (bir kerecik) terbiye etmesi, kendisi için bir sâ miktarında (yiyecek) sadaka vermesinden daha hayırlıdır."( Tirmizî, Birr 33; sâ: 2120 gram.)
"Kim ağlayan çocuğunu sakinleştirinceye kadar gönüller-se, Cenab-ı Hak, cennette ona, memnun oluncaya kadar ikramda bulunur."( Deylemî, 2,147/a.)
. . .
"Çocuklarınıza ikram edin, terbiyelerini güzel yapın."( Ibn Mace, Edep 3,)Bu hadiste ikramla terbiye arasında bağlantı kurulmaktadır.
Bir kısım hadislerde de en faziletli paranın, ev halkı için harcanan para olduğu ifade edilmektedir.( 9 İbn Mace, Edep, 3.)
Çocuk için, ana babadan daha iyi Öğretmen olamaz. Okula başladıktan sonra bile çocuk, hayatın en lüzumlu ve unutulmayan "dersleri"ni evde alır.
Ailedeki eğitim niçin önemlidir?
• Çocuk, nerede yaşıyorsa orada eğitilmelidir.
• Her yaşın özellikleri ve tepkileri vardır, bir de çocuğun özel durumu. Ona göre tavır belirlemek gerekir.
• İçinde bulunduğumuz zaman ve zeminde, hızlı gelişmeler karşısında çok daha pratik çözümlerin üretilmesi zorunluluğu vardır.
Bu durumda ana baba, öğretmen gibi özel bilgi, genel kültür ve formasyon sahibi olmalıdır. Ama bu işin okulu yoktur. Ne kadar dikkat çekici bir hâl? Küçücük mesleklerin okulları var da en zor mesleğin okulu yok. Ne olacak peki? Her aile, okulunu kendisi kuracaktır, şüphesiz. Ana babalık, kabiliyeti olsun olmasın, herkesin hayatın gidişatı içinde, uygulamakta olduğu bir meslektir. Diğer mesleklerde, kabiliyetler, göz önüne alınsa da ana babalıkta böyle bir şey söz konusu değildir; seçme hakkı yoktur.
Çocuk, karmaşık bir varlıktır. Bir çocuğun kafasında yaklaşık on milyar beyin hücresi yer almaktadır. Bu, en karışık bilgisayarlardaki parçalarla karşılaştırılmayacak kadar karmaşık bir bileşimdir. Kimse kendisine yol göstermezse, bilgilendirmezse ana baba, böylesine karmaşık bir varlığı bebekliğinden büyüyünceye kadar yetiştirmekten nasıl haz duyar? Hızlı değişmelerle dolu zamanımızda, ebeveynin, kendisine düşen rolü kavraması ve yerine getirmesi gittikçe zorlaşmaktadır.
Hiç kimse, iyi bir anne ve iyi bir baba olarak doğmaz. İyi ana baba olmak, sabır, araştırma ve sevgi işidir. Aynı zamanda da bir bilgi işidir.
İşin diğer bir yanı, diğer meslekler deneme yanılmayı kaldırabilir; ama ana babalık, kaldırmaz.
Deneme yanılmalar, çocuklara çok pahalıya mal olabilir. Bu bakımdan, meslekten öteye bir sanat olan ana babalık, azamî dikkati ve araştırmayı gerektirir. Bu durumda, çocuğunu eğitmek ve yetiştirmek isteyen ana baba, kendisini eğitiyor, demektir. Çünkü onlar, Çocuklarını nasıl görmek istiyorlarsa, kendileri de öyle olmak durumundadırlar. Onun için diyorum ki her ana baba, kendi okulunu kurmak mecburiyetindedir.
İslam dininin, ana babaya yüklediği sorumluluklardan birisi ve en önemlisi, çocuklarına en iyi şekilde dinî, millî ve ahlâkî eğitimi vermeleri; onlara, daima doğru ve güzel ahlâkı, tebliğ ve telkin etmeleridir. "Çocuğun, ana baba üzerindeki haklarından birisi, terbiyesini güzel yapmalarıdır."( Ibn Mace, Edep 3,)
Bir kış ortası, iki genç kadın ilk çocuklarım doğuruyor. Saatlerce süren yorgunluktan sonra biri, sevinçle "Zor kısmı bitti!" diyor. On yaş büyük doktoru, gülerek "Hayır!" diye cevap veriyor: "Henüz yeni başlıyor."
Kitap piyasasında çocukla ilgili olanları "çok satanlar" grubuna girememektedir. Dedikodu kitapları ve politik olanları baskı üstüne baskı yaparlar. Maalesef insanlar, kendi çocuklarının temiz yüreğinden çok, başkalarının kirli yüzleriyle ilgilenmektedirler. Siz, hiç 900'lü telefonlarla, ana babaların çocuklarını nasıl terbiye edeceklerine dair reklâm verildiğini duydunuz mu? Devletler, sosyal kurumlar ve ana babalar, bu konuyu gerektiği gibi ciddiye almamaktadır. Meslekten de Öte, bir sanat olan ana babalığa, gençler, hazırlıksız yakalanmaktadırlar.
Kiloda hafif, manevî değeri çok büyük olan yavruyu hediye eden Yüce Yaratıcı, gerekli ikazı yapmaktadır: "Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız, birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat, Allah'ın katandadır/'(1 Enfal Suresi: (8) 28.)
"Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..."( Tahrim Suresi: (66) 6) mealindeki ayeti, Hz. Ali "Çoluk çocuğunuzu terbiye edin, onlara ilim öğretin." tarzında tefsir etmiştir.
"... Kendiniz için önceden (uygun davranışlarla) hazırlık yapın..."( Bakara Suresi: (2) 223.Prof. Dr. ibrahim Canan, Ku^an'da Çocuk (istanbul: Cihan Yayınları, 1984.), s. 53.) ayetinin öncesini göz önüne alan bir kısım âlimler, önden gönderilmesi gerekenin "çocuk" olduğunu ifade etmişlerdir.( 4 Prof. Dr. İbrahim Canan, Kur'an'da Çocuk (İstanbul: Cihan Yayınları, 1984.), s.53.)
Kendimize soralım; çocuklar konusunda ne kadar bilgiye sahibiz? Bazı ana babalar, uyguladıkları ve kendilerince sonuç aldıklarını zannettikleri tutumlarıyla övünürler. Halbuki, uzun vadede o tutumların ne getireceği belli değildir.
Doğup büyüyen veya yerden biten her şeyin, önemli bir özelliği vardır: Bunlar, küçük ve körpe oldukları zaman çok kolay eğilip bükülürler ve istenilen şekli alırlar. Kurulaşmış ve katılaşmış balmumu, bükülmek veya yapıştırılmak istenirse kırılır. Körpe bir fidan, toprağa dikilebilir, budanabilir ve istenilen yönlere doğru eğilip bükülebilir. Ağaçtan yay yapmak isteyen bir kimse, yeşil, körpe ve düz bir ağaç dalı seçmelidir. Sertleşip kalınlaşmış, kurumuş ve budaklı bir ağaç dalı, yay olmaya elverişli değildir.
Devlet hizmetlerinde, iş yerlerinde, gönüllü kuruluşlarda, kısacası müşterek çalışılan yerlerde insanlarımızın "değişmez tavırları"na, hep şahit oluruz. Charlie Beacham "Yirmi bir yaşını geçmiş bir adamın alışkanlıklarını, davranış biçimini değiştiremezsiniz." der. "Değiştirdiğini sanırsın, oysa benlik inancı, içinde kalır. Hiçbir yetişkin, kendini değiştirmeye çalışacak kadar alçak gönüllü değildir."
Çocuk, altı yaşına geldiğinde, kişiliğinin temel yapısı oluşmuş durumdadır ve onun ne tip bir insan olacağım, büyüdüğü zaman başarılı olup olmayacağını, büyük ölçüde belirleyen durum, çocuğun altı yaşındaki kişilik yapısıdır.
Daha çocuğun yürümeye başlamasına kadar geçen bebeklik döneminde, hayat konusundaki temel görüşü oluşur. Çocuk, bu dönemde ya temel bir güven ve mutluluk ya da güvensizlik ve mutsuzluk duymaya başlar. Küçükleri, faziletli huylar sahibi yapmaya çalışmanın önemi küçümsenemez. Bu huylar, ağaç kabuğuna kazılan harfler gibi yaşlandıkça büyür ve genişler. Başlangıç, sonunu da beraber getirir. Hayat yolunda ilk hareket, gidilecek istikameti ve seyahatin sonunu tayin eder. Çocuk, kucağımızdayken eğitimini sürdürmeliyiz. Çünkü çocuklar, çok kısa sürede başka kucaklarda hoplamaya başlıyorlar. Kalıpları bizim yanımızda da olsa kalpleri dolaşıyor, bizim olmaktan çıkıyorlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in "Her çocuk, İslâm fıtratı üzerine doğar. Onu, ana babası, Yahudi, Hıristiyan, Mecusî (hatta müşrik) yapar..."( 5 Buharî, Cenaiz 80.) hadisi, çocuğun gerçek kimliğini kazanmasında kimin rolü olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Hızlı değişimlerle dolu zamanımızda, ana babanın, kendine düşen rolü kavraması ve yerine getirmesi gittikçe güçleşmekte ve giriftleşmektedir. Çünkü, çocuklarını kendilerinkine benzer bir olgunluk dönemine hazırlayıp hazırlamayacakları bile şüphede. Toplumda ne gibi değişikliklerin gelişeceği bilinememektedir. Bizim çocukluğumuzla şimdiki çocukların şartları ne kadar farklı. Artık gelişme ve değişmelere, yetişemez olduk.
Çocuğun, her yaştaki psikolojisi değişiktir. Buna, bir de hızlı gelişme ve değişmelerin yükü eklenmektedir. Çocuklar ve gençler, potansiyel tehlikelerin tehdidi altındadırlar. Belki de abartılı gelebilecek şekilde iddia ediyorum ki ana babalar, bu çağda "çocuk psikologu" olma durumundadırlar.
Her yaşın eğitimi farklı olacaktır. Söz gelimi, çocuğun iki yaşı ile beş veya on beş yaşı arasındaki psikolojik farkı bilmeyen ana babalar, çocuklarını nasıl yetiştireceklerdir? Otuz yıl önceki "ergenlik çağı"nı atlatmak ile şimdikine aynı diyebilir miyiz? Ya on yıl sonra nasıl olacaktır? Medyanın erotik serpintilerinin uçuştuğu, "bilgi patlamalarının gümbürtüsünün sık sık duyulduğu "dünya köyümüzde" hangi tür "ilgi"yle çocuklarımızın ayakta kalmasını sağlayabileceğiz?
Ama karamsarlığa hiç gerek yok. Yalnız, sabır göstermeden, sebatla araştırmalar yapmadan, sevgiyle bilgiyi birleştirmeden iyi birer ana baba olmamız mümkün görünmüyor.
Her yaşın psikolojik ve biyolojik özelliklerini bilen ana babalar ve eğitimciler, çocuklara, daha fazla "büyüklük" edebilirler. Çünkü "Dert bilinirse devası asan olur." Yani tedavi kolaylaşır. Yanlış teşhis, yanlış tedavi demektir. Ana babalar, çocuğun zayıf noktalarım vaktinde görüp kuvvetlendirseler, o taze varlığa, en büyük hizmeti yapmış ve onu, hayatı boyunca, çok tehlikelerden kurtarmış olurlar. Her işte olduğu gibi, çocuk yetiştirmekte de başlangıç önemlidir. Ana babalar, başlangıçta hata yapmamaya gayret etmelidirler.
Burada önemli olan, ana babanın, ciddî ve samimî olarak çocuğun terbiyesine eğilmesidir. Maalesef bazan esnaf için şeker çuvalı, fabrikatör için makinelerin dişlileri, bürokrat için makamı, çocuğundan daha önemlidir. Annenin mutfak yorgunluğu, babanın iş hırçınlığı arasında çocuk, sanki bir baş ağrısıdır. "Şimdi vaktim yok; ilerde ilgilenirim." diyen ana babalar, büyük hata işliyorlar. Bugün çocuk, kendiliğinden gelip boynunuza sarıldığında ilgilenmezseniz, yarın arkasından koşarsınız, ama yetişemezsiniz. Çocuğun sırtını giydirmek, karnını doyurmak, ana baba için çoğu defa yeterli gelmektedir. Bu durumda, Salzman, şu sözüyle haklı oluyor galiba: "Çocuktaki her hatanın müsebbibi, muhakkak ki ya ana ya baba, yahut her ikisidir."
Çoğu zaman insanlar, sevabı evlerinin dışında ararlar. Halbuki bir kişinin çocuklarıyla meşgul olması, onlara zaman ayırması, sevap yönünden büyük değer ifade eder. Peygamberimizin bu hususta hadisleri vardır:
"Kişinin çocuğunu (bir kerecik) terbiye etmesi, kendisi için bir sâ miktarında (yiyecek) sadaka vermesinden daha hayırlıdır."( Tirmizî, Birr 33; sâ: 2120 gram.)
"Kim ağlayan çocuğunu sakinleştirinceye kadar gönüller-se, Cenab-ı Hak, cennette ona, memnun oluncaya kadar ikramda bulunur."( Deylemî, 2,147/a.)
. . .
"Çocuklarınıza ikram edin, terbiyelerini güzel yapın."( Ibn Mace, Edep 3,)Bu hadiste ikramla terbiye arasında bağlantı kurulmaktadır.
Bir kısım hadislerde de en faziletli paranın, ev halkı için harcanan para olduğu ifade edilmektedir.( 9 İbn Mace, Edep, 3.)
Çocuk için, ana babadan daha iyi Öğretmen olamaz. Okula başladıktan sonra bile çocuk, hayatın en lüzumlu ve unutulmayan "dersleri"ni evde alır.
Ailedeki eğitim niçin önemlidir?
• Çocuk, nerede yaşıyorsa orada eğitilmelidir.
• Her yaşın özellikleri ve tepkileri vardır, bir de çocuğun özel durumu. Ona göre tavır belirlemek gerekir.
• İçinde bulunduğumuz zaman ve zeminde, hızlı gelişmeler karşısında çok daha pratik çözümlerin üretilmesi zorunluluğu vardır.
Bu durumda ana baba, öğretmen gibi özel bilgi, genel kültür ve formasyon sahibi olmalıdır. Ama bu işin okulu yoktur. Ne kadar dikkat çekici bir hâl? Küçücük mesleklerin okulları var da en zor mesleğin okulu yok. Ne olacak peki? Her aile, okulunu kendisi kuracaktır, şüphesiz. Ana babalık, kabiliyeti olsun olmasın, herkesin hayatın gidişatı içinde, uygulamakta olduğu bir meslektir. Diğer mesleklerde, kabiliyetler, göz önüne alınsa da ana babalıkta böyle bir şey söz konusu değildir; seçme hakkı yoktur.
Çocuk, karmaşık bir varlıktır. Bir çocuğun kafasında yaklaşık on milyar beyin hücresi yer almaktadır. Bu, en karışık bilgisayarlardaki parçalarla karşılaştırılmayacak kadar karmaşık bir bileşimdir. Kimse kendisine yol göstermezse, bilgilendirmezse ana baba, böylesine karmaşık bir varlığı bebekliğinden büyüyünceye kadar yetiştirmekten nasıl haz duyar? Hızlı değişmelerle dolu zamanımızda, ebeveynin, kendisine düşen rolü kavraması ve yerine getirmesi gittikçe zorlaşmaktadır.
Hiç kimse, iyi bir anne ve iyi bir baba olarak doğmaz. İyi ana baba olmak, sabır, araştırma ve sevgi işidir. Aynı zamanda da bir bilgi işidir.
İşin diğer bir yanı, diğer meslekler deneme yanılmayı kaldırabilir; ama ana babalık, kaldırmaz.
Deneme yanılmalar, çocuklara çok pahalıya mal olabilir. Bu bakımdan, meslekten öteye bir sanat olan ana babalık, azamî dikkati ve araştırmayı gerektirir. Bu durumda, çocuğunu eğitmek ve yetiştirmek isteyen ana baba, kendisini eğitiyor, demektir. Çünkü onlar, Çocuklarını nasıl görmek istiyorlarsa, kendileri de öyle olmak durumundadırlar. Onun için diyorum ki her ana baba, kendi okulunu kurmak mecburiyetindedir.
İslam dininin, ana babaya yüklediği sorumluluklardan birisi ve en önemlisi, çocuklarına en iyi şekilde dinî, millî ve ahlâkî eğitimi vermeleri; onlara, daima doğru ve güzel ahlâkı, tebliğ ve telkin etmeleridir. "Çocuğun, ana baba üzerindeki haklarından birisi, terbiyesini güzel yapmalarıdır."( Ibn Mace, Edep 3,)
Konular
- Her çocuk potansiyel bir dahidir
- Kurallara uymak ya da aşırı kuralcılık
- Tüm öğrencilerle nasıl ilgilenebilirim saçmalığı
- Otorite mi sindirme mücadelesi mi
- Sınıf dış hayatın kopyasıdır
- Suçlu sadece suçu işleyen değildir
- Çocuklar tüm gün zaten okulda
- Başarısız öğrenci yoktur, başarısız öğretmen vardır
- Zengin çocuğu şımarıktır felsefesi
- Öğretmende kemikleşen önyargı duygusu
- Öğretmenin ailevi sorunları okula yansır
- Öğretmen sürekli okuyup kendisini geliştirmeli
- Öğrenci veya veliyi suçlamak öğretmenin acziyetidir
- Sığ öğretmenler kendisini gösterir
- Öğretmen, öğrenci ve veli sorunları
- Öğretmen çözüm üretmeli seçenek sunmalı
- Sorunlu öğrenciler birbirinden uzaklaştırılmalı mı
- Öğretmen veli ile işbirliği yapmak zorunda
- Öğretmene rüşvet vermek caiz midir?
- Veliden kaçan öğretmen modeli
- Öğretmenin çocuklarının başarısı var mı
- Eşinin mesleği ve başarısı öğretmene de yansır
- Çocuğun yetenekleri keşfedilmeli
- Dahi çocuk nasıl keşfedilir
- Emekli öğretmenin özel okulda ders vermesi
- Psikolojik şiddet uygulayan öğretmenler
- Öğretmenin ağzından çıkan kelimeler
- Velilere eşit mesafede olmak zorunda
- Veliler ve öğretmenler için eğitim programları
- Aşk ve hayal kırıklığı